-
Zaman gecer. Iz. Birakir.
-
Biraz mutluluktan bahsetmek isterim. Ama mutluluktan bahsetmem hep onun kirik oldugu zamanlara rastgelir. Mutluyken sadece mutlu olurum. Yazmam.
Simdi yazdim. Mutluyum.
-

Ne zaman ve nerede çekildiklerini unuttuğumuz fotoğraflar gibi unutmaya çalışıyoruz insanları. Halbuki onların tüm korkularımızın, kaçışlarımızın, ön yargılarımızın kısacası benliğimizin en temeline çoktan yerleşmiş olduğu gerçeğini yok sayıyoruz. Belki farkında olmasak da, her geçen gün biraz daha cesaret geliyor ama yine de sırrımızı verip de, asla teslim olamıyoruz yeni insanlara.
Sonra bir bakıyoruz ki; “Sırrını her gün bir parça veren fakat hiçbir zaman büsbütün teslim olmayacak” varlıklar olup çıkmışız.
Posted on December 16, 2011 via Photostorming with 46 notes
Source: photostorming
-
Bir terzinin kendi sokugunu niye dikemedigini keske anlayabilsem. Belki o zaman hayat daha guzel olurdu. Ama anlayamiyorum. Bu yuzden hayat bana guzel degil, belki anlayabilenlere guzeldir. Terzi niye kendi sokugunu dikemiyor?
Sart mi giysi ustundeyken dikmek. Cikar dik.
Bana bahanelerle gelmeyin, nolur. Lan olum demiyim demiyim diyorum da salak misiniz! Terzi olamayip kendini terzi diye lanse edenlerin kacis yolundan baska birsey degil bu soz. Terzi kendi sokugunu benden iyi dikmeli. Adi ustunde, terzi. Ben miyim terzi?
O degil de, olan kumasa oluyor :/
-

Bundan alayim diyorum. Sonra isin yoksa sevis dur ustunde.
-
Bazen uyanik mi olsam da kendimle alay ettirmesem yoksa oldugum gibi mi olsam da insanlar benimle oynayip gitseler bilemiyorum.
-

Kafam dagilsin diye odami toplarim.
-
Dugum iki farkli ucu birbirine baglamaya yarar.
Iki ucta artik her ne varsa onlari birbirine baglar dugum.
Bazen gucludur. 49 kiloyu bile(!) kaldirabilir..
..Bazen kopar..
Siki baglanmamissa yahut uclardan biri zayifsa..kopar.
-
Kivileri severim
Kivi ne kadar sekilli sukullu bir meyve!
Diger butun meyveler gitmisler kirmizidir, pembedir, bunlarin tonlaridir.. Yani gitmisler boyle olmuslar. Kivideki akla bak sen hele.. “Ben” demis, “Ben yesil olacagim.”
Kivi ne kadar basina buyruk bir meyve!
Bir yandan ozgunlugunu takdir ediyorsun. Seni kendine cekiyor artizzz. Bir yandan da tekinsiz. Nasil yiyecegini bilmezsen, dilini isiriyor cekirdekleri.
Abovv! Su insan da bir alem. O degil, kiviyi yiyen ilk insandan bahsediyorum, yanlis tarafa bakiyorsun. Tuylu tuylu kahverengi kabugu soymus da(?), icinden cikan ne idugu belirsiz yesilin tadina bakmis. Yaa tabi simdi sebze de sanmis olabilir. Hatta daha mantikli aciklamalar da geliyor aklima. Gelmez mi? Bir maymunu sapur supur kivi yerken gormustur belki. Ayrica ben evrimden bahsedemez miydim? Ederdim.
Ama mesele o degil cocuklar. Mesele benim seftalinin kabuguyla aramda barisi nasil saglayacagim. Cok da mesafeli degiliz aslinda. Kendisinin mevsimi geldiginde gorusuruz. O gelir, ben giderim. Hatta yakin cevreme kendisinden bahsederken kisaca “Iyy” derim soyle agzimi burnumu yamultup. Ama iste olmadi, yurumedi. Eksik bir sey mi vardi hayatimizda? Gozlerimiz neden dolu dolu oluyordu? Gokyuzu bazen cigerimize doluyordu.
Iyisin, hossun, icinde nice guzellikler barindiriyorsun. Ama..
Sorun sende degil seftali kabugu, sorun bende.
“Seftali kabugu sendin askim.” dedigimi dusunsene. Ahah, yok, bu duz, dumduz bir yazi. Seftali kabuguna dokunamiyorum ben :/

-
Canim sikildikca ben bunla oyniycam. Bozmayin, tamam mi?
(via ilgeates)
Posted on September 17, 2011 via Vende-se Sonhos! with 80,826 notes
Source: ressurgir
-
Turk kahvesini severim.
Sartlarim cok musait olmadigi icin istedigim kadar Turk kahvesi icemem. Sartlarim musait olsaydi, istedigim kadar Turk kahvesi alir, oturur bogaza karsi icerdim.
Bu da benim “aza kanaat getirebilen” yonum.
Annem benim icin kahve falina baktirmis. Bu da benim annemle yazismam:
A: Merhaba kuzum
K: merhaba anne. ne yapıyorsun
A: sana fal baktırdım. yazayım mı?
K: yaaaz
A: 3 hedefi var. başarılı bir kız. kilo almış. seveni beğeneni çok var. ailesi dört kisilik. işinde çok başarılı. iki tane başka projesi var. çok para kazandıracak.
K: hahah kim bakti?
A: beyaz bir kağıttan ailesi haber alacak.bu gelecekle ilgili bir haber. işi ile ilgili para kapısı çok açık. mülk almak istiyormuş araba, ev gibi. karayoluna çıkacak ve döndüğünde bol para kazanacak. nişan, yüzük, hediye. bir rahatsızlığın var. şişman biri ailede sorun yaratıyor.
K: nisan ne yaa ahah! bana mi sorun yaratiyor?
A: sevgilisi uzun. zayıf ve esmer
K: sevgilim yok ki? bence.
A: bu çocukla evlenecek. oturduğu evi şato gibi eski zaman evini andıran bir evde oturuyor. ailesinde hasta biri var. kızın bu ara sıkıntısı yok. çok şanslı bir kız. y harfli kişiyle konuşmak huzur veriyor başarı getiriyor. yüklü bir deve şansı ve para. her konuda şansına güvensin. yeni bir iş görüşmesi yapacak. yeni bir ortama girecek. Bekle, görüşelim beş dakika sonra.
K: ok
A: noldu? okudun mu?
K: evet. kim bakti?
A: XXX’ in halası. oturduğun ev nasıl tarif ettiği gibi mi?
K: yani sato gibi degil. ama eski evlerden biraz. ronesans mimarisi anne :P ee ailemizin 4 kisilik oldugunu biliyor ama degil mi? onu niye soyledi ki?
A: bilmem. fala inanma falsız kalma.
K: not mu aldin sen bunlari :D:D
A: evet. bunun falları üç ay geçerliymiş. NNN ablan senin notunu görmüş, cevap yazmış mı?
K: yazmamis. 3 ay sonra satomdan ayrilacak miymisim yani? ahaha
A: tamam
Goruldugu uzere sans kapim acik. Deve yukuyle sansim var. Not edilsin.
Bir de gelin oldum, gidiyorum.
-
Dun, pazar pazar kendimi yaslandirma teknigiyle bulurken cok dusundum.
Odun dahi olsa, ormandan aliyorsun, yonta yonta sekle sokuyorsun. Sonra ciziyorsun, boyuyorsun, efendime soyliyim cilaliyorsun, belki incik boncukla susluyorsun. Bir de bakmissin…
Cok konusuyorsun. Odunun ustune bu kadar gidiyor olmamiz beni cok konusturuyor. Hanimligimdan eser kalmiyor. Odunu begenmedigimizde oracikta durmasina niye katlanamadigimizi, ille de “Oracikta degil, buracikta duracak.” efelenmelerine niye girdigimizi, “Buracikta duracak ama oyle degil, boyle duracak, o renk degil, bu renk olacak.” hirsimizi anlayamiyorum.
Odunun asabini bozmayin.
-
Bir bilim insani olarak projem elbette ki fotografta gorunen domestik malzemelerden meydana gelmiyor. Fotograftaki, benim kimse tarafindan bilinmeyen yuzum. Yaslandirma teknigiyle buldum kendimi dun.
Bilekligimin isminin “Zincir cekmeye baslayayim bakalim, belki perde orerim, belli mi olur, ip yetmezse masa ortusu yaparim, ya da yok yaa el bezi olsun, hmm bileklik oldu.” oldugundan bahsetmedim sanirim.
-
Plays: 0[Flash 9 is required to listen to audio.]
Bakin simdi ne dinliycez.
Bir sir vereyim. Bu sarki bana yapildi..
-

makası uzattı. “al hadi.” dedi.
“al, saçımı kes.”
ben boş gözlerle bakarken ona, onun gözleri doldu.
“biliyorum.bir şeyleri kesmek istiyorsun.kesip atmak.”
“al o zaman.” dedi.makası elime tutuşturdu.
“saçımı kes işte.”
yutkundu.
“ama sen..yalnızca saçımı kes.”
sesi titredi.yaşlar süzülmeye başladı gözlerinden.
“çünkü..” dedi.
“bir tek bu acıtmayacak.”
Posted on July 28, 2011 via oh, i am so silent. with 228 notes
Source: ohiamsosilent





